Karagöz oyununun nereden ve nasıl geldiği tam olarak bilinmemekle beraber, bu konuda çok değişik fikirler ortaya atılmıştır. Türk geleneksel gölge oyunu Karagöz diğer ülkelerde olduğu gibi, deriden yapılmış bir takım figürlerin (tasvir) beyaz bir perdenin arkasından ışık yakılarak oynatılmasıdır. Bu nedenle öncelikle gölge oyununun nereden geldiğini incelemek gerekir. Bu konuda iki ana görüş vardır.1. Gölge oyunu ilk olarak Asya’dan çıkıp Batı’ya doğru yayılmıştır.2. Batı’ dan Doğu’ya ve Asya’ya gitmiştir.Birinci şıkı incelediğimizde, karşımıza üç görüş çıkmaktadır.1. Gölge oyunu Cava’dan çıkmıştır. Cava gölge oyunu ‘Wayang kulit’ temsilleri çok eskilere gittiği gibi, bu oyun kendine özgü bir tür gibi gözükür.2. Çıkış yeri Hindistan olarak gözükür. Bu görüşe göre yalnız gölge oyunu değil, bütün kukla oyunlarının çıktığı nokta Hindistan’dır.3. Bu görüş diğer ikisine rağmen daha zayıftır. Bu da gölge oyununun Çin’den çıktığıdır. Söylenen efsaneye göre imparatorun ölmüş karısının görüntüsünün perdeye yansıtılmış olduğu ileri sürülmüştür. Böylece gölge oyununun göçmüş kişilerin gölge veya ruhlarıdır.Gölge oyununun Cava, Hindistan veya Çin’den çıktığı görüşüne karşı, gölge oyununun Batı’dan çıkıp Doğu’ya gittiğini ileri sürenler de vardır.Asya’nın çok zengin bir gölge oyunu geleneği bulunduğuna göre, gölge oyununun Asya’dan Batı’ya geldiği görüşü daha kuvvetlidir. Bütün bu görüşlere karşı, aynı sanat olayının birbirinden etkilenmeden de çeşitli yerlerde görünebileceği görüşü de ileri sürülmüştür.Gölge oyununun Anadolu’ya gelişine bakacak olursak, bu konuda da çeşitli söylentiler vardır. Bunlardan; Evliya Çelebi (1611-1682) ye göre, Karagöz ile Hacivat, Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış, bunların birbirleriyle tartışma ve çatışmaları ‘hayal-i zıll’ e konup oynatılmıştır.Halk ve karagözcüler arasındaki en yaygın söylentiye göre de; Sultan Orhan (1324-1362) devrinde Bursa Ulu Camii yapımında çalışan demirci ustası Karagöz ‘Sofyozlu Bali Çelebi’ ile duvarcı ustası Hacivat ‘Halil Hacı İvaz’ ın çalışma esnasında işi gücü bir yana bırakarak, devamlı olarak sohbet ettikleri ve işi yavaşlattıkları; bu nedenle diğer işçilerin de bütün gün onların bu şaka dolu sözlerine takılarak işleri yavaşlattıkları zannedilmektedir.Bunu gören Sultan Orhan Hacivat ile Karagöz’ün idam ettirir.Fakat yaptıklarından sonra pişmanlık duyar ve kendisini, ilk karagözcü olarak kabul edilen ‘Şeyh Küşteri’, başından sarığını çıkartıp, perde olarak gerer, ayaklarından çarıklarını da çıkartıp birini Karagöz diğerini de Hacivat olarak bir şem-a yakarak Sultan Orhan’a Karagöz oynatır. Tasvirlerin 33 cm. olması da bu düşünceyi kuvvetlendirmektedir. Bu nedenle Bursa Karagöz ile Hacivat’ı yaşadığı şehir olarak kabul edilmektedir.Perde kurdum şem-a yaktım açıldı Bursa’da bahtım- Gezerken Ulu Camii yapısında rastladım tuhaf bir adama- Adı Karagöz kendi derbeder biz konuşunca etraf seyreder- Uzayıp gidince bu hal sordu padişah nedir ahval- Neden üremez işler acep dediler bu iki kişi sebep- Duyunca padişah köpürdü ikimizin de başı götürüldü- Sağlığımızda bizi bilen biri Şeyh Alim Küşteri- Kesti deriden birer suret işte dedi Karagöz Hacivat seyret- O gün bugün mekanımız perde bu oyun kökleşti her yerde