Karagöz oyunu başlıca dört bölüme ayrılır: Giriş, Muhavere, Fasıl, Bitiş. Oyun başlamadan önce hayali (Karagöz oynatan kişi) perdeye bir göstermelik yerleştirir. Göstermelik oyun ile alakalı olabileceği gibi değişik bir figür de olabilir. (Göstermelik, çiçek dolu saksı, ağaç, limon ağacı, fıskiyeli havuz olabilir.) Ama bu Karagöz oyununda bir kural değildir. Göstermelik ‘nareke’ denen kamıştan yapılan bir düdükten çıkan zırıltılı bir sesle kaldırılır ve oyunun  ‘Giriş’ bölümü başlar. 1.Giriş (Prolog) Hacivat bir semai söyleyerek perdeye gelir. Semaiyi bitirdikten sonra, Hay Hak! diyerek bir ‘perde gazeli’ okur. (Okunan bu perde gazeli değişik konuları içeren bir şiirdir ve oynanacak oyun ile hiçbir alakası yoktur.) Perde gazelinden sonra Tanrı’ya dua eder, şükreder ve hafif öne eğilerek seyirciyi selamlar. İki veya üç kere ‘Yar bana bir eğlence!’ diyerek Karagöz’e seslenir. Karagöz perdenin sağ köşesindeki evinin penceresinden kafasını uzatarak Hacivat’a bakar ve aşağıya gelmek istemediğini söyler. Bu durum iki üç kez tekrarlanır. Karagöz sonunda Hacivat’ın çağrısına dayanamayıp aşağıya atlar ve Hacivat ile alt alta üst üste kavgaya tutuşurlar. Hacivat kaçar, perdede yalnız kalan Karagöz onun gürültü patırtı etmesinden yakınır. Burada Karagöz dayak yemiş, hırpalanmış görüntüsü çizer. Karagöz ayağa kalkar ve bu esnada Hacivat yine gelir ve ‘muhavere’ başlar. 2. Muhavere (Diyalog) Karagöz ile Hacivat arasında geçen ‘Muhavere’ bölümünün oynanacak oyun ile hiçbir alakası yoktur. Bu bölümde kültürlü, bilgili ve okumuş olan Hacivat devamlı mantıklı konuşarak Karagöz’e bir şeyler anlatmaya çalışır. Karagöz ise cahilliği nedeni ile her söyleneni ters ve yanlış anlayarak Hacivat’a cevap verir. Muhavere hayalinin becerisine göre günlük konuları da  içerebilir. Günümüzde bazı oynatıcılar sadece bir ve aynı muhavereyi yaparak Karagöz oynattıklarını iddia ederler. Bu aslında son derece yanlış ve bu sanata yapılan bir haksızlıktır. Bunun da nedeni oynatıcının elinde tasvir (figür) olmayışından kaynaklanmaktadır. Oysa 18. yüzyıl sonlarında yetişen Kasımpaşalı Hafız’ın geceden sabaha kadar yalnız Karagöz ile Hacivat’ı konuşturarak milleti gülmekten çatlatma derecesine getirdiği bilinmektedir. Yine 19. yüzyıl sonlarında yetişen hayali Tahir Efendi’nin yaptığı muhavereyi bir daha hiç yapmadığı yine bilinmektedir. Muhavere, oynanacak oyun mesajının verilmesi ile sona erer ve Hacivat ile Karagöz perdeden çekilirler. Işık kararır ve oynanacak fasılın dekorları yerleştirilir ve fasıl başlar. 3. Fasıl: Bu bölümde aynı tiyatro oyunlarında olduğu gibi bir oyun oynatılır. Bu oyunlar : Kayıkçı, Cazular, Salıncak, Sakallı Gelin (Ters Evlenme), Hamam, Abdal Bekçi, Kanlı Kavak, Kanlı Nigar, Yalova Sefası, Yazıcı, Televizyoncu, Sünnet, Cinli Yazıhane vb. dır. Bu bölümde oyunlara göre kendi kılık, şive ve karakterleri ile tipler katılır. Bu tipler Çelebi, Yahudi, Zenne, Tuzsuz Deli Bekir,  Matiz, Acem, Arap, Ak Arap, Arnavut, Beberuhi, Ermeni, Rum, Kürt, Laz, Kastamonulu, Tiryaki, Kocakarı vb. Karagözcü kendi anlayışına göre bu tipleri çoğaltıp azaltabildiği gibi kendi yarattığı modern tipleri de oyuna dahil edebilir. Bu gene oynatıcının yeteneğine dayanan bir beceridir. 4. Bitiş: (Epilog) Bu bölüm oyunun final bölümüdür. Karagöz ile Hacivat eğer kılık değiştirmişler ise eski kılıklarını giyerek perdeye gelirler. Bu bölümde Karagözcü oyun ile ilgili bir mesaj da verebilir. Bitiş bölümü iki üç cümleden oluşur. Karagöz Hacivat’ı gene döver , bunun üzerine Hacivat : Yıktın perdeyi eyledin viran! Varayım sahibine haber vereyim heman! diyerek perdeden çıkar, Karagöz de:  Her ne kadar sürc-i lisan ettikse af ola! diyerek  seyirciyi selamlar ve sağ köşeye yavaş yavaş yükselerek perdeden çıkar. Mumun (ışık) sönmesi ile de oyun sona erer. © Bu sitede kullanılan tüm materyallerin telif hakları Ramiz BALAKİN’e aittir. 2003- 2010 - Tasarım Ahmet İKİZLER